![]()
Köksal BAYRAKTAR
koksal@hotmail.fr
Oynatmaya Az Kaldı
16/09/2010 Ev dereye doğru kurulmuş,önünde harmanı vardı.Radyonun henüz köyde olmadığı bir zamandı.Televizyon diye bir alet olduğunu hayat bilgisi dersinde öğretmenimizden öğrenmiştik. Yinede haftada bir köye gazete gelirdi.Kara ,insan kurusu denecek kadar zayıf ,deve hörgücünün kıvrımı gibi kambur burnu olan bir postacı muhtara Köy Postası diye bedava bir gazete getirirdi.Bazan yolda raslarsak bizde isterdik gazete.Anımsadığım gazetenin birinci sayfasında şişko bir davulcu karikatürü altındada ZIMBADA ZIMBA diye bir şiir bugünün dizi filimleri gibi çıkardı. Şiir o zamanın iktidarını överken,muhalefetteki CHP yi ‘'CHP ye vur bir zımba diye yererdi.Okumaktan çok defter yada kitabımızı kaplayacak kağıt bulduğumuz için sevinirdik.Daha sonra o zamanın iktidarı bu gazete için yassıada'da suçlanacaktı.Düya haberleri aylar sonra ancak duyulurdu.Kulaktan kulağa ,ulaktan ulağa yayılırdı haberler.Ana haber dağıtım merkezi cami kapısı idi.Yazın aşağıdan gelenler cami kapısında mola verir,malzemesini bir kenara bırakır. Yorgunluktan oturacak hali kalmayanlar dibek taşının etrafına boyluboyunca uzanır.Çoğukere karanlığa kalınır. Yıldızları seyrederken sohbete devam edilirdi. Kışın gün içinde cami kapısına uğrama olanağı olmayalar ya komşusuna sorar köyde misafir var mı ? Yada bir yerde meclis varmı ,o da olmazsa çocuğunu gönderir cami kapısına. İkindi vakitleri idi. Kaşıkçılı Nuşire Bibimin kocası Celal usta çıkageldi.Elinde değneği,bıyıkları buz bağlamış nefesinden çıkan buharla. Başında tiftik külahı,ayağındaki yün çorapları etrafına yapışmış buz tanecikleri ile daha bir heybetli görünüyordu gözüme.Eve girmeden bir ev süpürgesi ile ayaklarındaki buz parçacıklarını temizlemeyi denedik. Akşam yemeği bitmeden komşular gelmeye başladı.Çok geçmedi ev tamamen doldu. Evimizin iki tarafında seki vardı. Yeni gelenler oldukça sıkışıldı.Yeni yer açıldı.Sıkışma maximum seviyeye çıkınca sistem değişti.Sekide uzananlar ayaklarını altlarına topladı yada bağdaş kurdu. Böylelikle sekilere iki sıra halinde oturulmuş oldu. Herkes oturacak yer bulabildi. Herkes in yüzüne baktığında mutlu ve hayatından memnun olduğunu anlardınız. Hal hatır sorulmasından sonra şakalar,nükteler, ve arkasından kahkahalar evin duvarlarını aşıp sokaklara oradan dağlara doğru yankılanıyordu.Öyleki akşamdan oturma yerinden haberi olmayan ,şöyle bir tur attı mı zorlanmazdı meclisi bulmayı.Köyün nükte ustaları vardı.Aklıma gelen Vezirali Usta,Refik amca,İbrahim ağabey (namı değer İbiço) idi. Çaylar demlendi.Patatesler tencerede haşlanarak ikram edildi.Laf lafı açtı lafta tabakaları Her konu konuşuldu.Siyaset,din,iman.Din deyince Cafer Hoca olmadan olmaz. Cafer hocadan feyiz alanlar ‘'Bu konuda Cafer Hoca böyle derdi dendiği Zaman akan sular dururdu.Onun sözünün üstüne söz olmazdı. En sağlam kaynaktı ( !).Laf döndü dolaştı,cin ,peri , cazı ,hortlak hikayelerine geldi.Annem Lafı almıştı ‘'Allah ğeni,ğeni rahmet eylesin ağaya.(Annem kaynatası olan Musa dedeme ağa diye hitap ederdi.) Rahmetli hep bana anlatırdı.Gece Atını suya götürdüğünde caminin içinden hep beşik sallandığını ,at su içerken oda caminin duvarına yaslanır dinlermiş. Bu periler iyi niyetli perilermiş. Camide kötüler olmazdıya.Kimseye bir fenalıkları dokunmazmış.Komşumuz İzzet amca lafı aldı. Rahmetli ......emiy atıyla ardanuç'tan geliyormuş.Geceye kalmış.Kontrom'un deresini geçerken arkasına takılan siyah bir kıdık(oğlak) görmüş. Yazık olmasın hayvana ,acımış.Atından inerek zaten kaçmıyan hayvanı kucağına alarak atına binmiş. Giderek kıdık ağırlaşmaya başlamış. Öyle ağırlaşmış ki ,Ustamel'in deresine gelene kadar altındaki at ter-kan içinde kalmış.Kendi kendine ‘'ne oldu ,niye bu kadar ağırlaştı bu küçücük kıdık ? ‘'diye sesli düşünmüş .Kıdık geriye doğru dönerek beyaz dişlerini sırıtarak ‘'Kıdı kıdının dişleri böyle mi olur,sen hiç böyle kıdık gördün mü'' diyerek insanca konuşmuş. .... emmi çok korkmuş.Korkuyla kıdıkı fırlatıp atmış. Atını mahmuzlamış. Son surat köye doğru sürmüş. Evini kapısını çaldığında karısı rahmetli ....... Nenenin kapıyı açması ile adamın ışığı görünce düşüp bayılması bir olmuş. Böyle durumlarda felaketzedenin ışığı görmemesi gerekiyormuş. İzzet amca ‘'Inanmazsınız ama , şu kulak-larımla duydum rahmetliden.Yalanımd yok,hilafımda.Artık çorap söküntüsü gibi geliyordu hikayeler.Konuşmacının lafı tam bitecekken acele eden lafı kapıyor hikayesini anlatıyordu yalansız ve hilafsız. ‘'Günahını it alsın ama falankesi ayıya bierken görmüşler. Zavallı ayıcık. Terden sırılsıklam sırtındakini rüzgar hızıyla götürüyormuş. Filankeside camuşa binmiş olarak görmüşlar.Hayvanın dili bir karış dışarı sarkmış yorgunluktan.Falanın karısını da filankes küpe binmiş giderken açık ve net olarak görmüş. Görüldüğünü farkeden cazı küpü yavaşlatıp tam adamın önündedurmuş.‘'Kimseye söylersen seni doğduğuna pişman ederim.'' Diyede tehdit etmiş.Zaman geçincede kimseye söylememek şartıyla bana anlattı.''Bu tür hikayelerin ortak yanı birinci elden canlı şahidine hiç raslamadım.Herkes birisinden duyduğu hikayeleri anlatıyordu.Benimde şahit olduğum bir olay olmuştu. Melek dedemlere Kars tarafından çooook çok derin mi derin bir üfürükçü hoca gelmişti. Ağca nene de bize gelmişti. Camuşumuz da hastaydı o aralar. Niye hastaydı diye soracaktı.Ağca neneninde kendi soruları vardı. Ailece gittik. Hoca kocaman göbeği olan başında serpuşu,serpuşun kenarları kir ve yağdan yağlı boya yapılmış gibi parlıyordu. Annem sorusunu sordu. Adam yıldızlama diye bir kitabı rasgele açtı. Bıdırdana bıdırdana birşeyler okudu yada okuyormuş gibi yaptı. Meseleyide şıp diye çözdü. ‘'Ahırımıza bir cazı musallat olmuşttu. ! Hergece biz uyuyunca ahırımızagizlic giriyor. Camuşun sırtına biniyor.Eşiğimizede uyku tozu serpiyor. O gelene kadar bizim evde hiç kimse uyanamıyor. Sabaha kadar hayvanı koşturuyor.Çözümü. Sabahnamazı kirli abdest suyunu yoldan geçerken ona doğru fırlatırken. ‘'sen cazısın. Vazgeç bizim malımızdan canımızdan ‘' çığlık atacak..Artık Bize zararı istesede dokunamazdı. Cazılığın anayasası böyleydi !!Bu cazı kadının ismini vermedi.Sadece bazı ipuçları verdi. Evini tarif etti.Eve geldik. Annemde Ağca nenede aynı kadını tahmin etmişti. Adam nerdeyse ayan beyan söylemişti canım. Sadece adını söylememişti.Bize musallat olan cazı Fatmagül neneydi(Olay tamamen gerçektir. Herşeye rağmen ismi değiştirdim.) Kesin karar. Eeeee kim yapacaktı bu işi. Harbiye daha çocuk olduğu için ona söylendi. Hayır ben yapamam dedi.Hani çocuk cahillik etmiş diyerek özür dilemek kolay olacaktı. Olmayınca Sare ablam hopladı.''Ben yaparım.'' Ne kadar bekledi yolun kenarında bilmiyorum . Birgün denk getirdi ve abdest suyunu fırlatırken de gereken sözleri çığlık atarak bağırdı.Tabii tahmin Edersiniz olanları. İyiki babam zamanında geldi. Olayı anlayınca ablama kızdı. En çok ta anneme kızdı. Fatmagül neneden özür diledi. O da babamın Hatırı için olayı büyütmedi.Kavgaya dönüşmeden kapandı. Zaten Fatmagül nene bizim çok yakın akrabamız oluyordu. Yeni anlatılanlar eskileri ile harman olmuş,yataklığın kenarına büzülmüşüm. Korkudan titriyorum.Ev beş numara petrol lambası ile aydınlanıyor Hala devam ediyor cin, peri ,cadı,cazı hikayeleri. Misafirlerden biri ‘'Dağılma vakti geldi. Köksal çeşmeden taze su getirde içelim dedenin hayrına.'' Eyvah diye düşündüm.İçerde korkudan zoraki nefes alırken çeşmeye gitmek.... !!!! O zaman caminin önünde Tepesi koni biçiminde yontulmuş ağaç tan tek çeşme var.Misafirlerden biri''Gece vakti korkar çocuk ,boş ver.'' İkinci bir misafir''Erkek adam dır neden korkacak ?'' İki ateş arasında kalmıştım.Biri korkar deyip korkularımı körüklemiş,diğeri erkeklikten bahsedip şişirmişti.Eh yinede erkeklik ağır bastı.'' Neden korkacakmışım . ?diye yüksek sesle söylemiştim.'' Korkmam ben'' derken de çok sessiz söylemiştim. Babam ‘'oğlum ablanla beraber gidin yinede,gece vakti daha iyi olur.'' Sare ablam küçük bir güğüm aldı eline. Elele tutuşup yürüdük. Rezak amcaların harmanını geçtik. Şimdi Mulhak dayıların evi, orası Ağca nenelerin evleriydi. Evi geçtik. Çeşmeye on metre var yada yok. .Artık ayaklar emir dinlemiyor. Dizlerimin bağı çözülmüş. İleri gidemiyorum. Yinede erkeklik bende kalsın diye düşünerek ablama ‘'Sen git güğümü doldur ben şu çeperlerin dibine işiyeceğim.''Ablamda korkuyordu. Gelirsin ,gelmesin münakaşaya tutuştuk. Ablam benden umut kesince bir gözü ile bana bakarken diğeri ile yolu takip ederek çeşmeye yanaştı.Güğümü verdi kürünün ağzına. Gözü hep bende. Müthiş bir panik halinde.Kimse HOH dese zannediyorum orada canı çıkar.Güğüm dddoldu taşmağa başladı. Ablam bana doğru gelirken yürüyerek koşuyor gibiydi.O yanıma geldi. Bir eliyle elimi tutuğunda korkudan nefes almayı unuttuğumu farkettim.Ellerimiz kenetli koşarak eve geldik. Ertesi sabah annem beni ocağın külleri ve kömürle oynarken yüzüme üstü başıma sürerken bulmuştu. Birşeyden korkuyordum. Tanıyamasın diye kamuflaj yaptığımı anımsıyorum. Annem kucağına almış göz yaşları yüzümü ıslatırken ablalarıma ‘'Koşun babanızı çağırın oğlana birşeyler oldu.''Babam geldi. Melek dedem ,Oğrağa oğramış çocuk. Belki cinler üşüştü başına. Allah saklasın yarabbi.Tuntul nenem geldi. Arkadaşım Zeki parmak kaldırarak, ‘'Ben yardımcı olurum öğretmenim .Benim notlarımı onun defterine yazarkende hem yazmasına yardım ederim, anlamadığı olursada anlatırım.Beraber çalışırız.'' Zeki bir taşla iki kuş vurmuştu. Böyle bir davranışla öğretmenden kocaman bir aferim almış hem de benim gönlümü kazanmıştı. Velhasılı....Ben yandım eller yanmasın. Kıssadan hisse.Sakın geçmişten gelen hurafelere saçmalıklara inanmasın. Velevki inansalarda bu saçmalıkları çocuklarına dinletmesinler.. Çocuklar korkusuz ve hür bir ağaç gibi ve bir orman gibi kardeşçesine büyüsünler. Köksal Bayraktar 13 Haziran 2010 Chavanoz-Fransa |
Yorumlar |
01/10/2010 18:57 Teşekkürler öğretmenim. Bu konu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. ŞENER AKPINAR |
Yazarın diğer yazıları |
Derelerin Kardeşliği - 20/02/2017 |
Bütün dünyada nasıl halkların kardeşliği gerçekse, derelerin kardeşliği de o kadar gerçektir. |
Arkadaşım,Dostum,Yoldaşım, O ve Ben -2- - 11/01/2017 |
İlkokulu bitirdik.Diplomalarımızı aldık.6yıllık Susuz ilköğretmen okulu imtihanlarına yazıldık.Birgün önceden Unushev'de kızkardeşlerinde misafir olduk.Adakkale'de bir okulda imtihana girdik.Rifat Zeki ve ben beraber aynı yerde imtihana girdi |
Arkadaşım,Dostum,Yoldaşım O ve BEN - 14/12/2016 |
Onunla en eski anım yukarki yaylada olmuştu.Yaylamız yoktu.Mallarımızı Anneannem Zahide nenem sağıyordu..Yazın köy çok sıcak diye anam Nuro dayımla yaylaya gönderdi.Atla dayımın kucağında yaylaya vardığımda koşarak beni karşıladı. |
KÖLELİK VE İSLAM - 21/01/2016 |
Okul yaşamı boyunca din dersleri okudu bizim kuşağımız.Genellikle esirgeyen,bağışlayan,sevgi dolu din-i islam içerikli konular öğrendik. |
MENEMEN NE MENEM - 26/12/2015 |
930 yılı 23 aralık tarihinde 24 yaşındaki genç asteğmen KUBİLAY MENEMEN de |
AYYAŞ!! - 11/12/2015 |
'Ayyaş' bir sigara yaktı, bir kadeh rakı koydu, hava sıcak, çarptı tabii.. Kalktı Muş ve Van’ı Ruslardan temizledi. Bir kadeh daha vapurda sanıyor kendini hoopp Samsun’a gitti kafa. Amasya’da Erzurum’da Sivas’ta kongreler. |
KÖYÜME HASRET - 03/11/2015 |
Gel gör ,köyümün çok hoştur yazı . Pancarcı giderdi gelini ,kızı Şimdi yüreklerde kalmıştır sızı Kaldı bizim yaylalar Kutlu köyüne. |
YAŞAMA BAKIŞ - 21/03/2015 |
Aştım koskoca daağları Geçtim ovaları |
İSLAMOFOBİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-1- - 04/02/2015 |
Charli Ebdo baskını ile Medeniyetler çatışması ve İSLAMOFOBİ yeniden ısıtılarak toplumun önüne servis edildi.Temcit pilavı gibi ısıt ısıt ye.Tabii yersen. |
![]() |