![]()
Köksal BAYRAKTAR
koksal@hotmail.fr
TEMEL TEPE ve ZORO
15/05/2014 Silifke'de ilkokul öğretmenliğine başlamıştım.Askerlik şubesinden yoklama kaçağı olarak arandığıma dair bir yazı aldım.Çok şaşırmıştım. Devletin resmi öğretmeni idim.Nasıl olur? Hemen ilk fırsatta askerlik şubesine gittim.Kendimi tanıtır tanıtmaz müthiş bir öfkeyle karşılaştım.Niye kaçaktım?Askerlik yoklamamı niye yaptırmamıştım.?Vatan ,millet ,Sakarya saydı döktü görevli subay.Bir şey söylememe imkan bırakmadan ,kapıda bekleyen bir askeri çağırarak ''Al götür sağlık kontrolundan geçir bu adamı.Engeli yoksa hemen birliğine gönderelim.Askerle kapıdan çıkıp biryerlere gittik.Soyun dedi bir dr.subay .soyundum .Baktı.Bir ''sağlık sorunun var mı?Bildiğim kadarıyla yok '' dedim.Boyumu,kilomu ölçtüler.Sağlamdır. Askerliğini yapabilir raporu verdiler.Aynı subaya döndüğümüzde bir fırsatını bulup ''Öğretmen olduğumu,kaçak olmadığımı anlatmaya çalıştım.Okulu bitirirken 16 yaşında gözüküyordum kayıtlarda.Yarıyıl tatilinde yaş tashihi yaptırmıştık Ardanuç'ta.Değişikliği askerlik şubesine bildirmem gerektiğini bilmediğimden çok aniden asker kaçağı olmuştum. Bende severek vatani görevimi yapmalıydım.Şimdiye kadar öteki vatandaşlar beni beklerken ben horul horul uyudum.Eh şimdi sıra bende deyip öğrenim yılı biter bitmez askere gideceğimi şubeye bildirdim.Aslında bir yıl erteletme hakkım olduğunu öğrenmiştim.Olsun dedim. Vatan kurtaran Şaban gibi askere arzulu ve sevinçle gitmeğe karar verdim.Dumuda aileme haber verdim.Sonra annem böyle törensiz azık çantasız ,uğurlanmasız askere kendi başıma gittğim için dönüşte de iyi bir fırça yemiştim. Sıvas Temeltepe acemi eğitim kışlasından teslim olurken (Niye teslim olmak diye ifade edildiğini sonra anlıyacaktım) çok heyecanlıydım. Nizamiyenin girişinde bize birer torba verdiler. Biraz ilerde iç çamaşırları,asker elbiseleri botları,çoraplarımıza kadar verdiler.Şimdi hamama gidiyoruz.Hamam yapıp sivil kıyafetleri torbaya, asker elbiselerini giyinip diğer kapıdan ççıkacaktık. Hamama bir kapıdan girdik.Daha soyunurken ''Çabuk olun.iki dakika sonra kapıda hazır olacaksınız'' çığlığı ile karşılaştık.Arkadaş daha '' ıslanamadık bile'' demeye kalmadı ki ''Artık askersiniz.Bana da komutanım diyeceksiniz. Haydi sallanmayın.''Hiç ıslanmadan Hamamlanmış gibi giyinerek diğer kapıdan asker olarak çıktık.Koğuşlarımıza götürdüler. Yerleştik.Çavuş ,onbaşılarımızla tanıştık.Her gelen bir terör estiriyor,hava atıyor,korku salmaya,korkutmaya çalışıyordu. Eğitime başladık.Beraber geldiğimiz arkadaşları hep kaybettk.Asker elbisesiyle herkes birbirine benziyordu. Bir istirahat günü birisi arkadan gözlerimi tuttu.Kim olduğunu söylemem gerekti.Silifke'den beraber gelen arkadaşları tek tek saydım.Değildi.'' Bilemedin'' dediğinde sesinden tanımıştım. Köydeen Nazım (Usta)amcanın oğlu köylüm Rıfat Demirci ........Çok sevinmiştim. Hal hatır ettik. Köyden Muker'e muhacir giden Asakalgil'in Dilaver amcanın oğlu Zikrettin Aksakal'ında temeltepe'de olduğunu,askerliğini bizim gibi er öğretmen olarak yapmaya geldiğini ondan öğrendim. Rifat'la talimden sonra buluşacağımız belirgin bir yer tayin ettik. Daha sonra Zikrettin'lede buluşarak hafta sonlarını beraber geçirmeye başladık. Zikrettin'le ilkokulun epey kısmını beraber okuduk.O zaman sıradan arkadaştık. Daha sonraki dönemde Trabzon öğretmen okulunda ben yatılı okuyordum. Okulumuza çok yakın bir yerde orman dairesinde telsiz operatoru olarak çalışan Cevat ağabey vardı.Zikrettin Trabzona gündüzlü olarak okumak üzere ağabeyinin yanına geldikten sonra esas yakın arkadaşlığımız oldu. Ondan sonra çok şey paylaştık.Çok ortak anılarımız oldu.Ona takılmak için he KARO diye çağırırdık. Bir Hafta sonu Rifat,Zikrettin ve ben üçümüz beraberiz.Haftalık temizliğimizide yapmak içi bazı çamaşır larımızı,çoraplarımızı yıkamak içinde eğitim alanı civarındaki binbaşı çeşmesi önündeyiz.Ben daha önce gelmiştim.Çamaşır işini bitirmişim.Çamaşırlarıda etraftaki kavak ağaçlarının dallarına kurumaları içi asmışım.Onlar çamaşırlarını yıkarken ben bir kavağın gölgesine sırtüstü yatmış dinleniyordum. Bir karakuş kavağın ince bir dalına kondu. Dal ince olduğu için kuşu taşıyamadı. Büküldü.Kuş havalandı.Dal düzeldi.Kuş yeniden dala konmak istedi.Dal eğildi.Bizim evin önündeki panta da da aynı şey görmüştüm bir zaman.Bir şureşan konmuştu dala dal eğilmişti. Bu senede o pantada o şureşan konmuşmuydu.Meyveye durmuşsa şimdi bayağı epeyce büyümüşlerdi herhalde.Yukarki evlerede babamlar daha taşınmamışlardır herhalde.Babam elinde keserle bondruğa kota yapmak için bir ağaç parçası aradığını düşlüyorum.Annem peştemalinin ucunu beline iliştirmiş halde yukarki evden tekneye un elemiş hemur etmek için merdivenlerden iniyor. Ben adeta harmanın kenarından .yada kavağın dalındaki serüveni oyona çeviren karakuşun kanadından evi gözlüyorum.İşte Hamza emi bir şey mırıldanarak Huskna'ya doğru aheste adımlarla yürüyor.Nebi emiyle Nayme gelin kavgamı ediyorlar ?Sesleri buraya kadar geliyor. Nuro dayım her halde abdestli olmalı epey zamandır okunan ezandan namaza yetişebilmek için kısa ama hızlı adımlarla aşağıya doğru gidiyor. Temeltepede değil köydeydim.Hayal değil yaşıyordum. Karakuşta bir türlü vaz geçmiyordu kendisini taşıyamıyacak dala konmaya çalışmaktan. Arada Zikrettin yıkadığı çoraplarını üstüme seriyor kurumaları için. Bir ara çok sesizlik olduğu tuhafıma gidiyor.Öyle tatlı bir hayale dalmışım ki keyfimi bozmak istemiyorum. Üstme atılan sudan ağzıma dolan suyun tuzlu oluşundan terli vede kirli çorapların o kalın kirinin yıkandığı pis suyun yüzüme boca edildiğini hemen anladım.Arkadaşlarla sulu şakalar çok yapardık.Ama bu çok olmuştu. Buna eşek şakası demek bile az gelirdi.Çok sinirlenmiştim. Hızla yermden fırlarken ağzımdaki ter ve botta oluşmu o kokuyu tükürürken ''Senin babanın ağzına .... dediğimde daha cümlemi tamamlamadan saldıracak pozisyonda elinde boş kovayı tutan adamı gördüm.İyiki cümlemi bitirmemiştim . Bizim değilama Rıfatları bölük komutanı vardı. Ortaboylu kocaman göbeği olan bir yüzbaşı vardı. Hep siyah güneş gözlüğüyle görürdük onu. Kızdığı zaman avucunun içiyle çeneye tek vuruş yaptığını ,şimdiye kadarda vurduklarından düşmiyeni görülmemiştir derlerdi. Adını da hatırlamıyorum. Herkes ona ZORO derdi. Zoro karşımda elinde içindeki kirli suyu üstüme boca ettiği kovayla siyah gözlüklerinin ardından bana bakıyordu. Hemen esas duruşa geçtim.Hazırol vaziyeti aldım.Göz ucuyla vaziyetime baktım.Halim çok fenaydı.Asker kaputumun önü tamammen açık.Zikrettin'in yıkayop üstüme astığı çorabın teki düğmeye takılmış ,atleti omuzumdan sarkıyor.Ben kımıldamaya korkarken esen rüzgarla sallanarak bana inat durumumu daha da zorlaştırıyor gibi. Bir elimle hazırolda beklerken diğer elimle durumu düzeltmeye uğraşıyordum.Çorabı düğmeden kurtardım.Omuzumdaki atleti yere attım.Montumun düğmelerini kapatmaya uğraşırken ne taraftan vuracak,düşecağim yeri keşfetmeye uğraşırken çenemi sıksammışyoksa gevşek mi bıraksam daha az hasarla atlatabilirim diye hesapların içinde ydim.Zoro elindeki kovayı attı. Osmanlı tokadı geliyor diye gözlerimi yumdum. ''Eşşekoğlu eşşek. Askerlikte böyle yatmak var mı?Bir daha görmiyeyim'' derken gözlerimi açtığımda sırtını dönmüş gidiyordu. Sopadan yırtmıştım.Benim üstübaşımda batmıştı.Zikrettin'in yıkayıp üstüme kurumaya bıraktığı çamaşırlarıda.Herkes korkusundan donmuş kalmıştı.Kimsenin gülecek halide yoktu.Zoro yolun dönemecini dönüp kaybolana kadar dondurulmuş Film sahnesi gibi kımıldamadan durmuştuk.Neden sonra sessizce hareketlenirken Zikrettin dökülüp kirlenen çamaşırlarını yeniden yıkamak içi kovaya doldururken ''Senın babanın a..... s.... zoro gibi diye okkalı bir küfür savurdu. Köksal Bayraktar - Chavanoz 9.5.2014 |
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
Derelerin Kardeşliği - 20/02/2017 |
Bütün dünyada nasıl halkların kardeşliği gerçekse, derelerin kardeşliği de o kadar gerçektir. |
Arkadaşım,Dostum,Yoldaşım, O ve Ben -2- - 11/01/2017 |
İlkokulu bitirdik.Diplomalarımızı aldık.6yıllık Susuz ilköğretmen okulu imtihanlarına yazıldık.Birgün önceden Unushev'de kızkardeşlerinde misafir olduk.Adakkale'de bir okulda imtihana girdik.Rifat Zeki ve ben beraber aynı yerde imtihana girdi |
Arkadaşım,Dostum,Yoldaşım O ve BEN - 14/12/2016 |
Onunla en eski anım yukarki yaylada olmuştu.Yaylamız yoktu.Mallarımızı Anneannem Zahide nenem sağıyordu..Yazın köy çok sıcak diye anam Nuro dayımla yaylaya gönderdi.Atla dayımın kucağında yaylaya vardığımda koşarak beni karşıladı. |
KÖLELİK VE İSLAM - 21/01/2016 |
Okul yaşamı boyunca din dersleri okudu bizim kuşağımız.Genellikle esirgeyen,bağışlayan,sevgi dolu din-i islam içerikli konular öğrendik. |
MENEMEN NE MENEM - 26/12/2015 |
930 yılı 23 aralık tarihinde 24 yaşındaki genç asteğmen KUBİLAY MENEMEN de |
AYYAŞ!! - 11/12/2015 |
'Ayyaş' bir sigara yaktı, bir kadeh rakı koydu, hava sıcak, çarptı tabii.. Kalktı Muş ve Van’ı Ruslardan temizledi. Bir kadeh daha vapurda sanıyor kendini hoopp Samsun’a gitti kafa. Amasya’da Erzurum’da Sivas’ta kongreler. |
KÖYÜME HASRET - 03/11/2015 |
Gel gör ,köyümün çok hoştur yazı . Pancarcı giderdi gelini ,kızı Şimdi yüreklerde kalmıştır sızı Kaldı bizim yaylalar Kutlu köyüne. |
YAŞAMA BAKIŞ - 21/03/2015 |
Aştım koskoca daağları Geçtim ovaları |
İSLAMOFOBİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-1- - 04/02/2015 |
Charli Ebdo baskını ile Medeniyetler çatışması ve İSLAMOFOBİ yeniden ısıtılarak toplumun önüne servis edildi.Temcit pilavı gibi ısıt ısıt ye.Tabii yersen. |
![]() |