![]()
Köksal BAYRAKTAR
koksal@hotmail.fr
SABİT EMİ ÇİDİLLİ NENE
27/10/2012 '' Hini kediminden beri (inasnlığın varoluşundan beri ) komşuyuz en ufak kemliklerini görmedik .Minkin mi?Bazen komşu komşuya zarar da verir.Tavuğu bahçesine girer,eşinir yada harmanında tığının etrafını dağıtır.Kötü bir laf etmezler.Alet edevat yada evde ateş yakmak içinkibritimiz bulunmaz.Evlerine gider kapıyı çalarız.Evde kimse bulunmazsa zaten hiç kilitli olmayan kapıyı açar lazım olanı alır kullanırdık.İade etmeyi unuttuğumuzda, kendilerine lazım olursa bulamadıkları eeşyalarını bizde ararlardı..'' diye anlatırdı annem komşumuz Sabit Emigil'i. Babam,annem 'Sabit emi 'diye hitap
ederlerdi.Biz de öyle alıştık.Dede demek aklımıza gelmezdi.Bizim içinde Sabit emmigil oldu hep.Yazımdada öyle hitap edeceğim. Orta boylu,yarısı aklaşmış çok uzun
olmayan sakalı yavaş düşünerek kısa ve öz olarak konuşan hiçte şişman olmayan
bir dede olarak hatırlıyorum onu.Eli çok hünerli biri.Köyde kullanılan bütün
alet ve edevatı yapabilir.Şal ve cecim dokumada kullanılan tezgahın KUCİ ve
tarağını o yapardı.Dönemin ulaşım ve
taşıma vasıtası olarak kullanılan atların semerlerini de o yapardı. Cami
kapısında yada komşu ev önlerinde sohbet
ederken gördüğümü hiç anımsamıyorum. Evinin önünde ya bir semer yaparken veya şal tezgahı için tarak yaparken gülümseyen yüzü ile anımsarım.Gülümseyen ve düşünen ,herşeyi bilen düşünen adam yada sevimli Bilgecan dede gibi hafızamda yer etmiştir.Mereklerinin yan tarafına dizilmiş arı kovanlarıyla başında arıcı maskesiyle çok ağır ve hep aynı hızla hareketleriyle çalışırken de görürdüm. O haliyle gizemli bir tarikatın dini ayininde ibadet eden birine benzetirdim. Sabit emi tam bir taşfırın
erkekti.Evinde herkes bilhassada kadınlar ona mutlaka itaat etmek zorundaydılar.Oğulları ve kızları
belki itiraz edebildikleri olmuştur,Eşi
çidilli nenenin karşı gelmek değil itiraz edebileceğini bile düşünemiyorum. .İlk anım güzelliğine hayran
olduğum kızları Nevride ablanın Emin ağabeyle söz kesme törenleriydi.Emin
ağabeyle evlenmelerine karar verilmişti.Emin ağabeyin babası köyün hatırlı
adamlarından birkaç kişiyi çağırmıştı.Sabit emi de en yakın komşusu babamı da
davet etmişti söz kesme töreni
için.Babam benide götürmüştü beraber.Ev kalabalık olduğu için ben babamın
kucağında oturuyordum. Sabit emiye soruluyordu önce takı,yolluk yada düğünle ilgili istekleri.Onun istekleri davetlilerce değerlendiriliyor.Çok bulunursa itiraz ediliyor.Köyde adet gelenek ve satınalma gücüne göre bir ölçü bulunuyordu.Her mesele teker teker tartışılıyor sonuca bağlanınca not ediliyordu.Hayırlı olsun.Allah muratlarına erdirsin bir yastıkta kocasınlar inşallah gibi hayırlı dileklerden sonra ''Kalkın bir sarılın dostlar '' deniyor. İbraham emi ve Sabit emi kalkıp sarılıyor, el sıkışıp yerlerine oturuyorlardı.Bu sarılma her mutabakatta defalarca tekrarlandı.Fukaralığın yoğun olduğu dönemlerdi.Evlilik ve düğün için istenenler davetlilerin ricası ile her defasında biraz daha azaltılıyordu.Bazanda makul bir miktar olduğunda ''bu kadar da olacak artık'' deniyor en uygun şekilde sorun hallediliyordu.Her ne kadar en uygunu bulunsada düğün yapmak o günün koşullarında masraflı işti. İbrahim amca ağır bir yükün altına giren bir kimse haliyle vakur ama pek gülecek durumda da değildi.Her seferinde ''Allah büyüktür.,Allah verir bir şekilde fırsandını''diyerek ona moral vermeğe çalışıyorlardı.Nihayet görülecek,konuşulacak şeyler karara bağlandı.Önce dünürler bir daha sarmaş dolaş öpüştürüldü.Sabit emi dünürüne dönerek bir deyiş söyledi ki deyişleri herkesin hoşuna gitti ve alkışlandı.
Urba kirli sabun yok,didin allah
kerimdir. Cüzdan büyük para yok,gezin allah
kerimdir. Sorun
büyük ,çare yok.Düşün allah kerimdir...
******************** Feranaz nene genç bir gelindir olayın geçtiği zaman diliminde.Harmanlar vakti,harman yapılmaktadır.Akşama doğru hem sap getirmek hemde öküzleri otlatmak için araziye gidilir.Evde Feranaz gelin ve Sabit emi kalır. Sabit emi evde istirahat etmekte
iken havanın biraz bulutlanması ile Feranaz gelin harmanı yığın yapmaya
başlar.Yaz mevsiminde aniden bastıran
sağnaklar çok olur.Herkes önce kendi harmanını kurtarmak için son hızla çalışır. Kalabalık olanlar çabucak
yığına vurur harmanını. İşini bitiren işini yetiştiremiyen komşu olursa onun
yardımına koşar.Hava tek tük damlalar
halinde yağmaya başlar. Belliki arkasından müthiş bir sağanak yağmuru gelecek.
Herkes var gücüyle harmanını kurtarmaya çalışıyor. Feranaz nene yalnız olduğu
için daha hızlı çalışıyor. Kanter içinde .Sağanak
hızlanmış,O harmandaki samanı ,buğdayı selden kurtarmağa çalışıyor.Sırılsıklam
olmuş. Harmanın tozu ter ve yağmur ile karışmış. Sabit emi evlerinden çığlık atarak bağırıyor . __Gelin......Kız geliiin.Sana bağırıyorum sorselliii huuuu. Birkaç defa duymazdan
gelerek işine devam eden sorselli sonunda
işini bırakır eve koşar. __Buyur ağa bir şey mi var?Niye böyle acılı acela çağırıyorsun.Sağanak çok fena bastırdı bir yıllık mahsulumuzu kurtarmağa
çalışıyordum.Geç kaldım bağışla. Sabit emi sırtüstü yattığı sedirden ; __Ben de görüyorum havanın yağdığını.Çatı akıyor yağmur
göğsüme damlıyor baksana .Bir kap koy
göğsüme ki ıslanmayayım. Feranaz nene(Sorselli) tekrar
harmana döndüğünde harmanın yığılma işi
nerdeyse bitmek üzere olduğunu görür.Kendi harmanlarını kurtaran bütün komşular
gelmiş onlarınkinide sele gitmeden
kurtarmıştı.
**********************
Köyün kenarından akmakta olan dere boyu herkesin küçücük bostanları
vardı.Turşuluk lahana yetiştirilirdi bu bostanlarda.Güz soğukları başlar,ilk
kırağının düşmesiyle hasat edilir.Lahananın tamamı birçok irili ufaklı turşu küplerine yıllık olarak hazırlanırdı. Çidilli nene de lahanasını kesmiş,eve taşımış.Yıllık turşusunu kurmak için ocağına kocaman kazanı kurup güzel bir haşlamış.Haşladığı lahanalarıda evin ortsında tepsilere ,sinilere tepeleme yığmış.Bütün lahanaları tek tek,yaprak yaprak bir güzel yıkamak gerek.Su almak için güğümleri ile köy çeşmesine giden Çidilli nene evin kapısını örtmeyi unutmuştur.Eve döndüğünde biricik ineklerini turşu için hazırladığı lahanaları büyük bir iştahla yerken görünce sedirde yatmakta olan kocasına serzenişte bulunur. Sabit emi öfkeyle bağırır. __Eşşekçinin kızı.Giderken
niçin kapıyı kapatmadın?Bu inek çok yiyip çatlarsa kim kalkıp terekten bıçağı
alıpta kesecek.Çevrede kimsede görünmüyor.Mundar mı olsun hayvan. Yazık değil mi?
*********************************** Güzel güneşli bir yaz günü.Herkes tarlada çayırda.Köyde sadece yaşlı dedeler ve nineler var. Pehlül dede ve Sabit emmi Polo emigilin harmanda, arkalarını bedene vermiş oturuyor güneşleniyorlar. Aralarında bir geyik muhabeti de yapıyorlar..Pehlül dede ''Benim karım koşulsuz bana itaat eder'' diyor.Sabit emmi kendi karısının daha itaatli olduğunu idda ediyor. Konuşma böyle devam ederken Peruz nene (Pehlül dedenin karısı) elinde iki küçük güğümle su almak için köy çeşmesine doğru gittiğini görürler. Biraz sonra Çidilli nenede güğümleriyle çeşmeye gider.Sabit emmi ''' Tam zamanıdır .Kimin haklı olduğunu görelim .Halen sözünün arkasındaysan.Tam önümüzden geçerken kim güğümleri boşalttırıp yeniden doldurtabilir?Var mısın? Elbette vardır Pehlül dedem.Boş yere
deli kılıç dememişler ona.Köyde bile kimse takışamaz ona. Karısı haydi haydi.Peruz nene önde dim dik eğilmeyen boyuyla önlerinden geçerken Pehlül dede emreden ,
otoriter bir sesle bağırı. __Elindeki güğümlerin
suyunu dök yere.Git yeniden doldur çeşmeden.Hemen...Peruz nene hiçistifini
bozmaz.Yoluna devam eder. __Hayır! Ne zorlukla buraya kadar gelmişim,bir daha geri
dönemem,der ve yoluna devam eder. Arkasından Çidilli nene büklmüş beli ile
elinde güğümleri çıkagelir.Sabit emi; __Kız eşşekçinin kızı.Yere
dök güğümlerindeki suyu .Git yeniden doldur.Hemen bunu yapmanı istiyorum. Çidilli nenenin hoşuna
gitmesede hemen güğümlerindeki suları
orada yere boşaltır.Yeniden doldurmak üzere
çeşmeye döner. Pehlül dede tebessüm ederek __Sen kazandın.Ben bu
Peruza boyun büküp eğilmeyi hiç öğretemedim.Baksana bu yaşa geldi hala dik dik
yürüyor. Hiçbir şeyin önünde eğilmiyor.Bunca çektiğimiz acılara bile. Köksal Bayraktar 22 Ekim 2012- Akçağlayan-Bursa |
Yorumlar |
16/11/2012 12:57 Böylesi hayat hikayelerini camikapısında yaşlı dedelerden dinlemek için canatardık o çocukluğumuzu hatırlatıyorsun kalemine yüreğine sağlık.
erdal ışık Sabit Emi. 15/11/2012 22:24 Sabit Emi ile ilgili aklımda kalanların bir bölümünü kısa notlar olarak Köksalın yazısına eklemek istedim. O bence köyümüzün Ömer Hayyamıdı. Düşünen düşündüren adamdı. Evet Köksalın dediği gibi *Nev'i şahsına münhasır* denilen yapıdaydı. Cami Kapısına gitmediği de doğru bir anımsama. Bu yüzden o dışarda çalışırken yanına gelenler çok olurdu. Çok maharetli olduğunu biliyoruz. Onu ağaç kaşık yaparken de görmüşümdür. süpürge bağlarken de. Tekerlemesinden bir cümlesi de şöyleydi: *Hava soğuk yorgan kısa büzül ALLAH kerimdir.* O zaman diliminde ilkokul öğrencilerine *çetrefilli sorular sorulur. bilemeyen öğrencilere de * HAY SENİ OKUTAN ÖĞRETMENİN* DENİRDİ. işte *et kokarsa tuz katarlar, tuz kokarsa ne katarlar? * sorusunu o zaman Sabit Emi ortaya atmıştı. El maharetleri ile köye ve yöreye katkı yapan, soruları yanıtları ve yaşam tarzıyla da düşündüren ADAM. Sabit EMİ. Necat BAYRAKTAR |
Yazarın diğer yazıları |
Derelerin Kardeşliği - 20/02/2017 |
Bütün dünyada nasıl halkların kardeşliği gerçekse, derelerin kardeşliği de o kadar gerçektir. |
Arkadaşım,Dostum,Yoldaşım, O ve Ben -2- - 11/01/2017 |
İlkokulu bitirdik.Diplomalarımızı aldık.6yıllık Susuz ilköğretmen okulu imtihanlarına yazıldık.Birgün önceden Unushev'de kızkardeşlerinde misafir olduk.Adakkale'de bir okulda imtihana girdik.Rifat Zeki ve ben beraber aynı yerde imtihana girdi |
Arkadaşım,Dostum,Yoldaşım O ve BEN - 14/12/2016 |
Onunla en eski anım yukarki yaylada olmuştu.Yaylamız yoktu.Mallarımızı Anneannem Zahide nenem sağıyordu..Yazın köy çok sıcak diye anam Nuro dayımla yaylaya gönderdi.Atla dayımın kucağında yaylaya vardığımda koşarak beni karşıladı. |
KÖLELİK VE İSLAM - 21/01/2016 |
Okul yaşamı boyunca din dersleri okudu bizim kuşağımız.Genellikle esirgeyen,bağışlayan,sevgi dolu din-i islam içerikli konular öğrendik. |
MENEMEN NE MENEM - 26/12/2015 |
930 yılı 23 aralık tarihinde 24 yaşındaki genç asteğmen KUBİLAY MENEMEN de |
AYYAŞ!! - 11/12/2015 |
'Ayyaş' bir sigara yaktı, bir kadeh rakı koydu, hava sıcak, çarptı tabii.. Kalktı Muş ve Van’ı Ruslardan temizledi. Bir kadeh daha vapurda sanıyor kendini hoopp Samsun’a gitti kafa. Amasya’da Erzurum’da Sivas’ta kongreler. |
KÖYÜME HASRET - 03/11/2015 |
Gel gör ,köyümün çok hoştur yazı . Pancarcı giderdi gelini ,kızı Şimdi yüreklerde kalmıştır sızı Kaldı bizim yaylalar Kutlu köyüne. |
YAŞAMA BAKIŞ - 21/03/2015 |
Aştım koskoca daağları Geçtim ovaları |
İSLAMOFOBİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-1- - 04/02/2015 |
Charli Ebdo baskını ile Medeniyetler çatışması ve İSLAMOFOBİ yeniden ısıtılarak toplumun önüne servis edildi.Temcit pilavı gibi ısıt ısıt ye.Tabii yersen. |
![]() |